Hadis ilminin en köklü çınarlarından biri olan İmam Dârimî, hadis otoriteleri arasında "hafızaların efendisi" ve "zühdün timsali" olarak bilinir. Meşhur Kütüb-i Sitte (Altı Temel Hadis Kitabı) müelliflerinin birçoğuna hocalık yapmış, ilmiyle olduğu kadar sarsılmaz karakteriyle de iz bırakmış bir devdir.
İşte hayatı, meşhur Sünen'i ve onu farklı kılan ilginç yönleriyle İmam Dârimî:
İmam Dârimî: Alimlerin Hocası
Asıl adı Ebû Muhammed Abdullah b. Abdurrahman ad-Dârimî olan bu büyük âlim, 797 (h. 181) yılında Semerkant’ta doğdu. Yaşadığı dönem, İslam medeniyetinin ilmi anlamda altın çağını yaşadığı, ancak aynı zamanda çeşitli fikir akımlarının da çatıştığı bir dönemdi.
İlmi Kimliği ve Eserleri
-
Sünen-i Dârimî: En meşhur eseridir. Bazı âlimler bu eseri, Kütüb-i Sitte'nin altıncı kitabı olan Sünen-i İbn Mace’nin yerine koyacak kadar değerli ve sahih kabul ederler.
-
Hadis Tekniği: Eserini o kadar düzenli ve fıkhi bir mantıkla hazırlamıştır ki, hadisler arasındaki bağlantılar okuyucuya adeta bir fıkıh dersi verir.
Hayatı Hakkında İlginç Bilgiler
İmam Dârimî, sadece bir kitap yazarı değil, toplumun her kesiminde sözü geçen ve heybetinden çekinilen bir şahsiyetti:
1. Müslim, Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin Hocası
Dârimî’nin büyüklüğünü anlamak için talebelerine bakmak yeterlidir. Hadis dünyasının zirve isimleri olan Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Nesâî ondan ders almış, hadis rivayet etmişlerdir. Onlar için Dârimî, aşılması zor bir ilim dağıydı.
2. Kadılığı Reddeden İrade
Semerkant valisi ona ısrarla kadılık (hâkimlik) teklif etmiş, Dârimî ise ilmin vakarını korumak ve bağımsız kalmak için bu teklifi defalarca geri çevirmiştir. Sonunda çok büyük baskılar neticesinde kabul etmek zorunda kalmış, ancak tek bir dava karara bağladıktan sonra hemen istifasını vererek görevinden ayrılmıştır. Bu, onun makam ve mevkiye ne kadar mesafeli olduğunu gösteren efsanevi bir duruştur.
3. Muazzam Bir Hafıza ve "Semerkant’ın Nur’u"
Döneminde "Semerkantlıların imamı" olarak anılırdı. Çağdaşları onun için, "Biz Horasan’da ondan daha dindar, daha hıfzı kuvvetli ve daha zahid birini görmedik" derlerdi. Hadisleri sadece ezberlemez, onların içindeki fıkhi incelikleri de en ince detayına kadar analiz ederdi.
4. Vefatındaki Hüzünlü Tesadüf
İmam Dârimî, bir Kurban Bayramı gününde vefat etmiştir. Talebesi Tirmizî, onun ölüm haberini aldığında o kadar üzülmüştür ki, bu hüznünü şiirlerle ve dualarla dile getirmiştir. Onun vefatı, Horasan bölgesinde ilmin bir kanadının kırılması olarak yorumlanmıştır.
Kısaca İmam Dârimî
"Hadis, sadece bir söz dizisi değil; Peygamber’in (sav) izini sürmektir."
Dârimî, hadisleri konularına göre tasnif ederken başa koyduğu "Mukaddime" bölümüyle meşhurdur. Bu bölümde ilmin fazileti, talebe-hoca ilişkisi ve sünnete bağlılık gibi konuları anlatarak, hadis okumaya başlayacak kişiye önce bir "zihin inşası" yapar.