Üzülerek ifade ederim ki bu malum çevre bir taraftan İslâm âlimlerini asıp kesiyorlardı, öbür taraftan İslâmi kavramları ve kelimeleri tahrif ediyorlardı. Zira bu malum çevre çok iyi biliyordu ki İslâmi kavramlar ve kelimeler, İslâm binasının temel taşlarıdır. Eğer bu temel taşlar yıkılırsa, tüm İslâm binası yıkılmaya mahkûm olur.
Onun için, bu malum çevre durmadan ve sinsice tüm önemli kavramları tahrif etmeye başladılar. Bir taraftan ehl-i imanı manen öldürüp cahil bırakırlardı, öbür taraftan İslâmî kavramların DNA’sıyla oynuyorlardı. Öyle bir hale gelindi ki, çoğu Müslüman geçinenlerin İslâm’ın temel kavramlarının manasını dahi bilmez oldu. Malum İslâmın
temel kavramları tahrif edilirse İslâm binası yıkılmaya mahkum olur.
Bu malum çevre, şeytani projesini sinsice ve peyderpey İslâm âleminde uygulamaya koydu. Birinci aşamada şöyle bir yaygara kopardılar: “İslâm dini; savm (oruç), salat (namaz), hac, zekât ve Kelime-i Şehadet’ten ibarettir”. dediler. Bunu senelerce minberlerde ve mihraplarda hocalara dedirttiler.
Daha sonra ikinci aşamaya başlayıp şöyle dediler: “Her ne kadar İslâm dini beş şeyden ibaret olsa da Kelime-i Şehadet hariç geri kalan; savm, salat, hac ve zekât pek de önemli değildir. Çünkü bu dörtleri yerine getirmeyen kişi İslâm dairesinden çıkmaz”. dediler ve senelerce vaiz kürsülerindeki hocalara dedirttiler.
Daha sonra üçüncü aşamaya başlayıp şöyle dediler: “Şehadet kelimesi olan ‘Lâ ilâhe İllallâh’ın manası; ‘Allah’tan başka ilah yoktur’, yani ‘Allah birdir ve tüm mahlukatı O yaratmıştır’ demektir. Dolayısıyla, kim Allah’ın birliğine ve yaratıcılığına inanırsa Müslüman sayılır ve Allah’ın razı olduğu kullardan olur”. Böylece Tevhîd kelimesinin içini boşalttılar ve onu da nice kavramlar gibi tahrif ettiler. Biz de bu üzücü atmosferi görünce, asıl manasından uzaklaştırılmış bazı kelimeleri toplayıp bu mütevazı çalışmaya başladık. Ta ki Rabbimiz, mizan-ı hasenatımıza yerleştirsin ve kabule şayan derecesine ulaştırsın. Âmin.
Alâeddîn Palevî
Üzülerek ifade ederim ki bu malum çevre bir taraftan İslâm âlimlerini asıp kesiyorlardı, öbür taraftan İslâmi kavramları ve kelimeleri tahrif ediyorlardı. Zira bu malum çevre çok iyi biliyordu ki İslâmi kavramlar ve kelimeler, İslâm binasının temel taşlarıdır. Eğer bu temel taşlar yıkılırsa, tüm İslâm binası yıkılmaya mahkûm olur.
Onun için, bu malum çevre durmadan ve sinsice tüm önemli kavramları tahrif etmeye başladılar. Bir taraftan ehl-i imanı manen öldürüp cahil bırakırlardı, öbür taraftan İslâmî kavramların DNA’sıyla oynuyorlardı. Öyle bir hale gelindi ki, çoğu Müslüman geçinenlerin İslâm’ın temel kavramlarının manasını dahi bilmez oldu. Malum İslâmın
temel kavramları tahrif edilirse İslâm binası yıkılmaya mahkum olur.
Bu malum çevre, şeytani projesini sinsice ve peyderpey İslâm âleminde uygulamaya koydu. Birinci aşamada şöyle bir yaygara kopardılar: “İslâm dini; savm (oruç), salat (namaz), hac, zekât ve Kelime-i Şehadet’ten ibarettir”. dediler. Bunu senelerce minberlerde ve mihraplarda hocalara dedirttiler.
Daha sonra ikinci aşamaya başlayıp şöyle dediler: “Her ne kadar İslâm dini beş şeyden ibaret olsa da Kelime-i Şehadet hariç geri kalan; savm, salat, hac ve zekât pek de önemli değildir. Çünkü bu dörtleri yerine getirmeyen kişi İslâm dairesinden çıkmaz”. dediler ve senelerce vaiz kürsülerindeki hocalara dedirttiler.
Daha sonra üçüncü aşamaya başlayıp şöyle dediler: “Şehadet kelimesi olan ‘Lâ ilâhe İllallâh’ın manası; ‘Allah’tan başka ilah yoktur’, yani ‘Allah birdir ve tüm mahlukatı O yaratmıştır’ demektir. Dolayısıyla, kim Allah’ın birliğine ve yaratıcılığına inanırsa Müslüman sayılır ve Allah’ın razı olduğu kullardan olur”. Böylece Tevhîd kelimesinin içini boşalttılar ve onu da nice kavramlar gibi tahrif ettiler. Biz de bu üzücü atmosferi görünce, asıl manasından uzaklaştırılmış bazı kelimeleri toplayıp bu mütevazı çalışmaya başladık. Ta ki Rabbimiz, mizan-ı hasenatımıza yerleştirsin ve kabule şayan derecesine ulaştırsın. Âmin.
Alâeddîn Palevî
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 144,00 | 144,00 |